Hayat Felsefesi Ne Demek? Bir İzmirli Genç Yetişkinin Düşünceleri
İzmir’de yaşayan, 25 yaşında bir gencim. Hani şu sürekli espri yapan, arkadaşlarıyla kafayı boşaltıp kafede takılan, ama aslında içten içe her şeye derin derin düşünen tiplerden biriyim. Hayat felsefesi diye bir şey var mı, varsa ne demek diye soracak olursanız, biraz açalım. Hadi başlayalım, ama rahat olun, akademik bir metin değil bu, ciddiye almanıza gerek yok. Zaten felsefe dediğimiz şey de fazla ciddiye alınacak bir şey değil, öyle değil mi?
Felsefe ve Hayat, Birbirini Anlamayan İki Arkadaş Gibi
Evet, hayat felsefesi ne demek? İlk başta düşündüğümde aklıma gelen şey şu oldu: Hayat felsefesi dediğinde, insanın derin bir şekilde düşünmesi, hayatın anlamını sorgulaması, bir anlamda “bunu anlamanın bir yolu var mı?” diye kafa patlatması bekleniyor gibi. Ama sonra düşündüm, ben de çok derin derin düşünüyorum, özellikle sabahları uyandığımda. O anki tek amacım, kahvemi nasıl içeceğimi belirlemek oluyor. Hani o kadar derin, öyle bir hayat felsefesi var ki… sabah işe gitmek için uyanmak, “bugün ne giysem” sorusunu kafada tartmak, öğle yemeğini nasıl geçireceğini düşünmek… Evet, biraz garip, ama bence felsefe biraz da bunlardan oluşuyor.
İzmir’de bir kafede arkadaşlarımla buluşuyorum. Tabii, ben esprilerle günü kurtarıyorum. Ortamda herkes “ya, hayatın anlamı nedir” diye sormak için ciddi bir ortam oluşturmuş, ben de “bence hayatın anlamı, interneti açıp ‘bugün ne giysem’ sorusunun cevabını aramak” diye bir açıklama yapıyorum. Ama sonra fark ediyorum ki, bir tek ben değilim, hepimiz bir şekilde bu soruyu soruyoruz. Hani bu kadar derinleşip, bir şekilde tüm düşüncelerimizin merkezi olmaya çalışan bu soruyu – “Hayat felsefesi ne demek” – biraz daha hafifletebiliriz gibi.
Hayat Felsefesi, Kahve ile İlişkim Gibidir
Hadi, hayal edin: Sabah 8:30. Yatak, sıcak ve rahat. Ama işte, işler başlamak zorunda. Gözlerimi açtım, kahvemi yapmak için mutfağa gidiyorum. Bu kahve, hayat felsefemi tanımlamak için harika bir metafor. Çünkü: Hayat felsefesi, tıpkı kahve gibi olmalı. Biraz sert, bazen fazla acı, ama bir şekilde yudumladıkça bir anlamı olmaya başlıyor.
Bir yudum kahve alırım, sonra düşünürüm: “Hayatımda neleri değiştirebilirim? Her şey neden böyle ve bu kadar karışık?” Ama kahve bittiğinde, aslında çok da derin bir şey düşünmemiş olduğumu fark ederim. Sonuçta hayatta yaşadığım her şey, bir fincan kahve gibidir – bazen soğur, bazen sıcaktır, bazen bir yerde düşer, bazen de üstüme dökülür.
Bunu esprili bir şekilde bir arkadaşım şöyle anlatmıştı: “Bence hayat felsefesi, bir fincan kahvenin nasıl soğuyacağına karar verebilmek gibidir. Yani, soğumadan içmelisin, ama bazen… evet bazen, soğumasını beklemek de gerekebilir.”
Evet, bazen hayatın tadını çıkarmak, bazen de beklemek gerekiyor. Ama sonuçta ikisi de hayatta ne yapmamız gerektiği konusunda bize bir şeyler söylüyor. O yüzden hayat felsefesi ne demek? Bence hayat felsefesi, her anı olduğu gibi yaşamak ve o anı doğru şekilde değerlendirmek. Ama tabii ki düşünerek.
“Hayat Felsefesi” Ne Demek? – Anlayışta Espri Yapmak
Bazen hayatın anlamı üzerinde derin derin düşündüğümde, bir arkadaşım gelip “Bana göre hayat felsefesi, sabah kahvaltısında simit ve çay içmek” diyor. Tabii ben de bir anda “Vay, ne derin bir tespit, çok doğru” diyorum ama aslında gülüyorum içimden. Çünkü… gerçekte ne demek istediğini gerçekten biliyor. O anda ne hissettiğinden bahsediyor ve bu da bir çeşit hayat felsefesi aslında. Simit ve çay, hayatın basit zevklerinden biri. Hani herkesin bir şekilde kendine göre tanımladığı, hayatı anlamlı kılmaya çalıştığı küçük bir detay.
Bir diğer arkadaşım ise “Hayat felsefesi, neyle olursa olsun, her durumda gülebilmek” diyor. Tabii, bu da doğru. Çünkü bazen gerçekten her şeyin içine gülmeyi katmak gerekiyor. Zorluklarla başa çıkmanın, bir şekilde karşılaştığımız sorunları hafifletmenin yolu bu.
Günümüzde hayat felsefesi, genellikle karmaşık sorularla başlar: “Hayat ne için var, ben ne yapıyorum, herkesin anlam arayışı ne?” Ama sormak gerekirse, bu soruların çoğunun cevabı aslında çok basit. O an ne yapıyorsan onu yap, tadını çıkar. Çünkü bazen en derin felsefeyi yaparken, sadece bir simitle kahvaltı yapmak daha anlamlı olabilir.
Hayat Felsefesi: Bir İçsel Yolculuk
Hayatın anlamını bulmak dediğimizde, aslında her birimizin kendine özgü bir yolu olduğu gerçeğiyle karşılaşıyoruz. Kimi insan felsefi kitaplar okur, kimi insan meditasyon yapar, kimi insan da arkadaşlarıyla vakit geçirip basit zevklerin tadını çıkarır. Ama sonuçta önemli olan, bu yolculuğa çıkarken kendi içindeki huzuru ve anlamı bulmaktır.
Bir arkadaşım geçenlerde dedi ki: “Bence hayat felsefesi, anı yaşamaktır. Zaten en çok ne zaman mutlu oluyorsam, o anı yaşadığımda oluyorum.” Bunu söyleyen kişi, hayatının her anında neşeli, biraz da dağınıktır. Ama işte, bu da bir hayat felsefesidir. Onun dünyasında en önemli şey, içindeki mutluluğu bulmak ve anı yaşamaktır. Bunun bir felsefe olduğunu kabul etmek lazım.
Sonuç Olarak: Felsefe Ciddiyetle Değil, Anlamla İlgilidir
Sonuçta, hayat felsefesi ne demek sorusu, basit ama derin bir sorudur. Hayat felsefesi, anı yaşamak, kahveni içmek, bazen bir espri yapmak, bazen de gerçekten derin düşünmekle ilgilidir. Ama her halükarda, hayat felsefesi ciddiyetle değil, anlamla ilgilidir. O yüzden, hayat felsefesi üzerine çok fazla düşünmek de bazen gereksiz. İşte bu yüzden, kahve içiyorum, biraz gülüyorum, biraz da felsefe yapıyorum. Kim bilir, belki bu yazı da bir tür hayat felsefesi olmuştur.
Şimdi, kalkıp kahvemi almak için mutfağa gideceğim. Çünkü bir fincan kahve, hayatı biraz daha anlamlı kılmak için mükemmel bir fırsat. Kim bilir, belki biraz da hayat felsefesi üzerine düşünürüm…