Değerli Newmacy okurları, bu makalemizde “Çekim yasası bilimsel midir” konusunda bilmeniz gereken her şeyi derledik.
Çekim Yasası Bilimsel Midir? İnanç, Psikoloji ve Gerçekler Arasında Tartışmalı Bir Yolculuk
Çekim yasası son yılların en popüler kişisel gelişim konularından biri. Sosyal medyada birkaç dakikalık videolarla “Düşüncelerini değiştir, hayatın değişsin” cümlesi milyonlarca insana ulaşıyor. Kimi insanlar bu fikri hayatını değiştiren bir bakış açısı olarak görüyor, kimi insanlar ise bunun modern çağın süslü bir batıl inancından başka bir şey olmadığını savunuyor.
Benim bu konuya yaklaşımım net: Çekim yasasının içinde gerçekten işe yarayan psikolojik noktalar var, ancak evrenin düşüncelerimizi algılayıp bize istediğimiz şeyleri gönderdiği iddiası bilimsel gerçeklerle desteklenmiş bir yaklaşım değil. Yani mesele tamamen saçmalık da değil, mucizevi bir evren siparişi sistemi de değil.
Zaten tartışmayı ilginç yapan nokta burada başlıyor. İnsan zihni gerçekten hayatımızı etkiliyor mu? Evet. Peki sadece bir şeyi çok istemek, onu hayatımıza getirir mi? İşte orada işler biraz karışıyor.
Çekim Yasası Nedir? İnsanlar Neden Bu Kadar İnanıyor?
Çekim yasası temel olarak şu düşünceye dayanır: Benzer enerjiler birbirini çeker. Yani olumlu düşünceler olumlu olayları, olumsuz düşünceler ise olumsuz olayları hayatımıza çeker.
Bu düşünceye göre kişi istediği hayatı zihninde canlandırır, sürekli buna odaklanır ve sonunda evren bu isteğe karşılık verir. Para, aşk, başarı, sağlık veya kariyer gibi konularda doğru düşünce yapısına sahip olan insanların istediklerine ulaşacağı iddia edilir.
Bu fikir neden bu kadar etkili oldu?
Çünkü insanlara kontrol hissi veriyor. Hayat bazen gerçekten karmaşık, adaletsiz ve belirsiz görünebiliyor. Bir insanın “Ben düşüncelerimi değiştirerek hayatımı değiştirebilirim” fikrine tutunması psikolojik olarak rahatlatıcı olabilir.
Açık konuşmak gerekirse, bu tarafını anlıyorum. Çünkü insanın kendi zihnine yatırım yapması, kendini sürekli başarısız olarak görmemesi ve hedeflerine odaklanması gerçekten güçlü bir etkiye sahip olabilir.
Ama burada ince bir çizgi var.
Kendine güvenmek başka bir şeydir, evrenin sana özel bir kargo şirketi gibi çalıştığını düşünmek başka bir şeydir.
Çekim Yasası Bilimsel Midir? Bilimin Cevabı Ne?
Bilimsel açıdan baktığımızda çekim yasasının en popüler haliyle, yani “düşündüğün şeyleri evrene gönderirsin ve evren sana geri yollar” şeklindeki iddiasının kanıtlanmış bir gerçek olmadığını söylemek gerekir.
Bilim, bir iddianın doğru kabul edilmesi için gözlemlenebilir, test edilebilir ve tekrar edilebilir kanıtlar ister. Çekim yasasının metafizik tarafı bu noktada büyük bir problem yaşar. Çünkü “evren düşüncelerimizi algılar ve buna göre olayları düzenler” fikrini deneysel olarak ölçmek oldukça mümkün değildir.
Bir kişi zengin olmayı düşündü ve zengin oldu diyelim. Bu gerçekten düşüncesinin evrene gönderdiği bir sinyalden mi kaynaklandı? Yoksa daha fazla çalıştığı, daha cesur kararlar aldığı, fırsatları daha iyi değerlendirdiği için mi?
Bilimsel bakış açısı ikinci ihtimali daha güçlü görür.
Çünkü psikoloji alanında düşüncelerin davranışları etkilediğine dair çok daha sağlam bilgiler bulunuyor.
Zihinsel Odaklanmanın Gerçek Etkisi
Burada çekim yasasının tamamen haksız olduğunu söylemek de doğru olmaz.
İnsan zihni gerçekten güçlü bir filtre gibi çalışır. Bir şeye odaklandığımızda onu daha fazla fark etmeye başlarız. Buna psikolojide dikkat süreçleri ve bilişsel mekanizmalar üzerinden açıklamalar getirilebilir.
Örneğin yeni bir araba almak isteyen bir kişinin daha önce hiç dikkat etmediği araba modellerini bir anda her yerde görmeye başlaması tesadüf değildir. Aslında arabalar bir anda çoğalmamıştır; kişinin zihni ilgili bilgileri daha fazla seçmeye başlamıştır.
Aynı durum fırsatlar için de geçerlidir.
Kendine güvenen, hedef belirleyen ve harekete geçen bir insan daha fazla ihtimal görür. Daha fazla insanla iletişim kurar. Daha fazla deneme yapar. Başarısız olduğunda tamamen pes etmez.
Yani bazen “çekim yasası çalıştı” dediğimiz şeyin arkasında aslında davranış değişikliği olabilir.
Çekim Yasasının Güçlü Yönleri
1. Pozitif Düşünce İnsan Performansını Etkileyebilir
Sürekli “Ben zaten başarısızım” diyen bir insanın harekete geçmesi oldukça zordur. Zihin, kişinin kendi hakkındaki inançlarından etkilenir.
Kendine güvenen biri daha fazla risk alabilir, daha fazla deneyebilir ve daha fazla fırsat yaratabilir.
Buradaki güçlü nokta şudur: İnsan kendi iç konuşmasını değiştirdiğinde davranışlarını da değiştirebilir.
Ancak bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekir. Pozitif düşünmek tek başına yeterli değildir. Sadece aynaya bakıp “Başarılı olacağım” demek banka hesabını değiştirmez.
Keşke değiştirseydi. Her sabah kahve içerken servetim artsaydı, muhtemelen hepimiz daha mutlu olurduk.
2. Hedef Belirlemeyi Teşvik Eder
Çekim yasasının bazı uygulamaları insanların hedeflerini netleştirmesine yardımcı olabilir.
Bir insan ne istediğini bilmezse hangi yöne ilerleyeceğini de bilemez. Hayal kurmak, plan yapmak ve geleceği zihinde canlandırmak motivasyon sağlayabilir.
Başarılı insanların çoğunda ortak bir özellik vardır: Nereye gitmek istediklerini bilirler.
Bu açıdan çekim yasasının “ne istediğini belirle” kısmı değerlidir.
3. Umut ve Motivasyon Sağlayabilir
Bazı insanlar zor dönemlerde pozitif düşünce sayesinde ayakta kalabilir. Umut, insan psikolojisi için önemli bir güçtür.
Hayata tamamen karamsar yaklaşan bir insanın mücadele gücü azalabilir. Bu nedenle daha olumlu bir bakış açısı geliştirmek faydalı olabilir.
Çekim Yasasının Zayıf Yönleri ve Tehlikeleri
1. Gerçek Hayattaki Faktörleri Görmezden Gelmesi
Çekim yasasına yönelik en büyük eleştirim burada başlıyor.
Bu anlayış bazen insanlara “Başına gelen her şey senin düşüncelerinin sonucudur” mesajı verebiliyor.
Peki gerçekten öyle mi?
İşsiz kalan herkes yeterince pozitif düşünmediği için mi işsiz kalıyor? Hastalanan insanlar yanlış enerji yaydığı için mi hastalanıyor? Ekonomik krizler insanların bireysel düşünceleriyle mi oluşuyor?
Hayat bu kadar basit değil.
İnsanların yaşadığı olaylarda ekonomik şartlar, aile yapısı, eğitim fırsatları, toplum düzeni ve birçok dış faktör etkili olabilir.
Her şeyi bireyin zihnine yüklemek hem gerçekçi değildir hem de bazen haksızlık yaratır.
2. Eylemsizliği Teşvik Edebilir
Çekim yasasının yanlış yorumlanması insanları beklemeye itebilir.
“Ben sadece olumlu düşüneyim, doğru zaman geldiğinde istediğim şey bana gelir.”
Bu düşünce kulağa hoş geliyor ama gerçek hayatta çoğu zaman çalışmaz.
Başarılı olmak isteyen kişinin çalışması gerekir. Spor yapmak isteyen kişinin antrenman yapması gerekir. İyi bir ilişki isteyen kişinin iletişim kurmayı öğrenmesi gerekir.
Düşünce önemlidir ama hareket olmadan eksik kalır.
Bir tohum bile büyümek için sadece iyi dileklere değil; suya, toprağa ve zamana ihtiyaç duyar.
3. Suçluluk Hissi Oluşturabilir
Çekim yasasının aşırı kullanımı bazı insanlarda ciddi bir psikolojik baskı oluşturabilir.
Kötü bir şey yaşandığında kişi kendisini suçlamaya başlayabilir:
“Demek ki yeterince olumlu düşünmedim.”
Bu yaklaşım sağlıklı değildir. İnsan hayatında kontrol edemediği birçok durum vardır.
Güçlü olmak, her şeyi kontrol edebildiğine inanmak değil; kontrol edebildiğin alanlarda sorumluluk almaktır.
Bilim ve Çekim Yasası Arasında Bir Orta Yol Var Mı?
Bence var.
Çekim yasasının mistik tarafını kabul etmek zorunda değiliz. Ancak insan zihninin davranışlarımız üzerindeki etkisini de küçümsememeliyiz.
Düşüncelerimiz kararlarımızı etkiler. Kararlarımız alışkanlıklarımızı oluşturur. Alışkanlıklarımız da hayatımızın yönünü belirler.
Bu zincirin içinde gerçek bir güç vardır.
Ama bu güç gökyüzünden gelen görünmez bir enerji değil; insanın kendi davranışlarını değiştirme kapasitesidir.
Belki de asıl mesele evrenin bize ne gönderdiği değil, bizim dünyaya ne kadar dikkatle baktığımızdır.
Newmacy olarak “Çekim yasası bilimsel midir” konusunda hazırladığımız bu içeriğin beğeninizi kazandığını umuyoruz. Bir sonraki yazıda buluşmak üzere!
Çekim Yasasına İnanmalı Mıyız?
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Çekicen Koruyucu filmi ne zaman çekildi ?
Bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişebilir.
Eğer çekim yasasını kendini geliştirmek, hedef belirlemek ve daha umutlu olmak için kullanıyorsanız bunun faydalı taraflarından yararlanabilirsiniz.
Ancak bunu gerçeklerden kaçmak için kullanıyorsanız problem başlar.
Hayat sadece düşüncelerimizden oluşmaz. Bazen şans vardır, bazen şartlar vardır, bazen de sadece çok çalışmak gerekir.
Çekim yasası belki evrenin gizli matematiği değildir. Ama insan zihninin gücünü fark etmek için bir başlangıç noktası olabilir.
Asıl soru şu:
Hayatımızı değiştiren şey gerçekten düşüncelerimiz mi, yoksa düşüncelerimizin ardından attığımız adımlar mı?
Belki de cevap ikisinin birleşimindedir.
Çünkü hayal kurmadan büyük işler başlamaz. Ama sadece hayal kurarak da büyük işler tamamlanmaz. İnsan önce zihninde bir yol çizer, sonra o yolda yürümeyi göze alır.
Çekim yasasının en gerçek tarafı belki de budur: Evrenin bize bir şey göndermesini beklemek yerine, kendi hayatımızda hangi değişimleri başlatabileceğimizi fark etmek.