“Dir” Eki Ek Fiil Midir? Türkçenin Tarihsel Hafızasında Ek Fiilin İzleri
Değerli Newmacy okurları, bugün dir eki ek fiil midir başlığını ayrıntılı şekilde açıyoruz.
Geçmişte kullanılan küçücük bir dil unsurunun bugün kurduğumuz cümlelerin anlamını nasıl değiştirdiğini fark etmek, aslında bugünü anlamanın en canlı yollarından biridir.
Önce sorunun kısa cevabı: “-dir” ek fiil midir?
Türkçe dil bilgisinde “-dir” çoğu zaman ek fiilin geniş zaman biçimi ya da bildirme eki olarak ele alınır. Ancak tarihsel açıdan bakıldığında mesele bundan daha karmaşıktır. Bugünkü “-dir” biçimi, başlangıçta doğrudan bir ek değildi; Eski Türkçede bağımsız bir fiil olan tur- ve onun çekimli biçimleriyle ilişkilendirilen bir gramerleşme sürecinin sonucudur. Buna karşılık ek fiilin temel kaynağı kabul edilen er- fiili, zaman içinde Batı Türkçesinde ses ve yapı değişimleri geçirerek i- biçimine dönüşmüştür. Türk Dünyası+1
Dolayısıyla “-dir ek fiil midir?” sorusuna tek kelimelik bir “evet” cevabı tarihsel tabloyu eksik bırakır. İdi, imiş, ise biçimleri ile -dir aynı tarihsel kaynaktan gelmiş değildir. Bu ayrım, Türkçenin yüzyıllar içinde nasıl gramerleştiğini anlamak açısından önemlidir.
Eski Türkçede başlangıç: er- gerçekten bir fiildi
Türkçenin erken dönemlerine gidildiğinde bugünkü “i-” biçiminin arkasında er- fiilini görürüz. Bu fiilin temel anlam alanında “olmak, bulunmak, mevcut olmak” gibi anlamlar vardır. Araştırmalar, er- fiilinin Eski Türkçede yalnızca yardımcı unsur olmadığını, belirli bağlamlarda bağımsız bir fiil olarak da kullanılabildiğini göstermektedir. İSAM Makaleler+1
Orhun Yazıtları bu dönüşümün erken tanıklarından biridir. Örneğin Tonyukuk Yazıtı’ndaki:
“b(e)n(i)ŋ bod(u)n(u)m (a)nta (e)rür”
ifadesi “Benim halkım orada bulunur/mevcuttur” biçiminde anlamlandırılmıştır. ResearchGate
Burada erür, henüz bugünkü “-dir” kadar soyutlaşmış değildir. Fiilin “var olmak, bulunmak” anlamı ile yüklem kurma işlevi arasında henüz canlı bir bağ vardır. İşte gramerleşme dediğimiz süreç tam da böyle başlar: Bağımsız bir sözcük, zaman içinde belirli bir dil bilgisel işlevi düzenli biçimde üstlenmeye başlar.
Karahanlı döneminde: er- ile yüklem kurmak
11. yüzyıla geldiğimizde Kaşgarlı Mahmud’un Dîvânu Lugâti’t-Türk‘ü ve Yusuf Has Hâcib’in Kutadgu Bilig‘i, bu yapının daha belirgin biçimlerini gösterir.
Kutadgu Bilig’de geçen:
“oúıçı ol erdi bayattın saŋa”
ifadesi “O, sana Tanrı’dan gönderilmiş davet eden peygamber idi” şeklinde çevrilmektedir. Buradaki erdi, bugünkü “idi” biçiminin tarihsel karşılığıdır. DergiPark
Aynı dönemde erür biçiminin de bildirme işlevinde kullanıldığı görülür. Dîvân üzerine yapılan incelemeler, Kaşgarlı’nın erdi biçimini “ol” ve “turur” biçimleriyle karşılaştırarak işlev farklılıklarına dikkat çektiğini ortaya koymaktadır. İSAM Makaleler
Bu belgeler bize önemli bir şey söyler: Bugün tek bir başlık altında “ek fiil” dediğimiz yapı, tarihsel dönemde henüz tek biçimli ve tamamen ekleşmiş değildir.
“İdi, imiş, ise” nasıl ortaya çıktı?
Türkçenin Batı kolunda er- fiili önemli bir ses değişimi geçirdi. Araştırmalara göre er- > ir- > i- gelişimi sonucunda Eski Türkçedeki bağımsız fiil, Batı Türkçesinde giderek ekleşmiş i- biçimine dönüştü. Türk Dünyası+1
Böylece:
– erdi → idi
– ermiş → imiş
– erse → ise
gibi biçimler ortaya çıktı.
Zamanla bu unsurlar kendilerinden önceki kelimeyle kaynaşarak bugünkü yazım biçimlerine de zemin hazırladı: güzeldi, güzelmiş, güzelse.
Belgelere dayalı bu gelişim, “ek fiil” adının aslında tarihsel bir sürecin sonucu olduğunu gösterir. Başlangıçta bir fiil vardır; daha sonra yardımcı fiile dönüşür, ardından ses bakımından aşınır ve nihayet ekleşir.
Peki “-dir” nereden geliyor?
Burada tarihsel yol ayrılır. Türkiye Türkçesindeki -dir, genel olarak tur- fiiliyle ilişkilendirilir. Akademik çalışmalarda bu gelişim “turur > durur > -dır” çizgisiyle açıklanmaktadır. Türkoloji
Eski Türkçede tur- “durmak” anlamındaki bağımsız bir fiildir. Zaman içinde “bir durumda bulunmak” anlamından hareketle bildirme ve yüklem işaretleme görevleri kazanmış, giderek gramerleşmiştir.
Bu nedenle:
“Bu doğrudur.”
cümlesindeki -dur/-dır, tarihsel bakımdan “idi” veya “imiş” ile aynı unsur değildir. Günümüz Türkçesinde aynı dil bilgisi alanı içinde değerlendirilse de kaynakları farklıdır.
Dil, çoğu zaman geçmişte ayrı ayrı çalışan unsurları zaman içinde tek bir gramer kategorisi altında toplar. Bugünkü okul dil bilgisinin sade tabloları, bu uzun tarihsel hareketliliği doğal olarak görünmez hâle getirir.
Osmanlı Türkçesinden modern Türkçeye: ekleşmenin tamamlanması
Batı Türkçesinin gelişimiyle birlikte i- biçimi giderek daha fazla ekleşti. Eski Anadolu Türkçesi ve erken Osmanlı metinlerinde idük gibi bugün arkaik kabul edilen yapılar da bunun izlerini taşır. Türkmen Türkçesinde hâlâ görülen bazı biçimler, bu tarihsel tablonun yaşayan karşılaştırma noktalarını oluşturur. DergiPark+1
Modern Türkiye Türkçesinde ise “imek” artık bağımsız bir fiil gibi davranmaz. Zeynep Korkmaz’ın da vurguladığı üzere i- biçimi tek başına diğer esas fiiller gibi kullanılabilen, yapım ekleriyle genişletilebilen bir fiil değildir. TDE Dergisi
Bu noktada “ek fiil fiil midir?” sorusu da yeniden anlam kazanır. Tarihsel kökeni fiildir; modern dildeki işleyişi ise büyük ölçüde ekleşmiş bir yardımcı unsur niteliğindedir.
Bugünkü dilde “-dir”: yalnızca bir ek değil, bir tutum
“-dir” günümüz Türkçesinde yalnızca yüklem kurmaz; cümlenin anlamına kimi zaman kesinlik, genelleme, açıklama veya resmiyet de katar.
“Ankara Türkiye’nin başkentidir.” ile “Ankara Türkiye’nin başkenti.” arasında yalnızca biçim farkı yoktur. İlk cümlede daha belirgin bir bildirme ve kesinlik havası vardır.
Bu kullanımın köklerinde, dilin “var olma” ve “bulunma” fikrini nasıl gramerleştirdiğini görebiliriz. Bir zamanlar “durmak” veya “olmak” gibi somut anlamlar taşıyan fiiller, yüzyıllar boyunca soyut bir bildirme işaretine dönüşmüştür.
Geçmiş ile bugün arasında bir dil köprüsü
Türkçenin ek fiil tarihine bakmak, aslında yalnızca bir dil bilgisi konusunu öğrenmek değildir. Bir kelimenin nasıl ek hâline geldiğini görmek, dilin toplumsal hafızasını görmek demektir.
Bugün “güzeldir” dediğimizde, bunun arkasında Orhun Yazıtları’ndaki er-, Karahanlı dönemindeki erdi ve erür, Batı Türkçesindeki idi ve nihayet modern Türkçedeki ekleşmiş biçimler vardır. Yüzyıllar değişmiş, toplumlar dönüşmüş, yazı sistemleri farklılaşmış; fakat dil, eski yapıların izlerini yeni biçimlerin içinde taşımaya devam etmiştir. Türk Dünyası+1
Belki de burada kendimize şu soruyu sormak gerekir: Bugün “sadece bir ek” sandığımız başka hangi kelimeler, geçmişte bağımsız birer sözcüktü?
Dil tarihine baktığımda en dikkat çekici şeylerden biri budur: Geçmiş hiçbir zaman tamamen geride kalmaz. Bazen tek bir ekin içinde, bin yıl önceki bir fiilin sesi yaşamaya devam eder.
dir eki ek fiil midir başlığını birlikte inceledik, Newmacy olarak bir sonraki içerikte görüşmek üzere.