Değerli Newmacy takipçileri, bu yazımızda “Kasko araç tamirini karşılar mı” ile ilgili sık sorulan soruları yanıtlıyoruz.
Bir Gün Her Şeyin Değiştiği O An
Kayseri’de yaşamak bana hep sert ama bir o kadar da alışılabilir gelmiştir. Kışları soğuk, rüzgârı keskin, insanı biraz içine kapanık… Ama benim için şehir demek, motorum demekti. O motorla Erciyes’in eteklerine çıkmak, sabahın erken saatlerinde boş yollarda ilerlemek, kafamı toparlamak… Sanki bütün hayatın gürültüsünü susturan tek şeydi.
O gün de sıradan bir gün gibi başlamıştı. Sabah kahvesi, kısa bir not: “Bugün biraz uzun sürecek bir yol yapmalıyım, içim sıkışık.” Yazdığım şeylerin çoğu böyleydi zaten. İçimde bir şeyler birikir, ben de motorun üzerine atlayıp onları dağıtmaya çalışırdım.
Ama o gün… dağılan şeyler sadece düşüncelerim olmadı.
Kaza Anı: Zamanın Bir Anda Durması
Yolun o kısmını hâlâ net hatırlıyorum. Hafif eğimli, asfaltın yer yer bozulduğu bir viraj… Kayseri’nin o sakin gibi görünen ama aslında dikkat isteyen yollarından biri. Hızlı değildim. Hiçbir zaman deli gibi sürmem. Ama bazen yol, sizin ne yaptığınızdan bağımsız karar verir.
Bir anda önümdeki araç frene bastı. Ben de refleksle frene yüklendim. O an her şey birkaç saniyeye sıkıştı ama zihnimde saatler gibi uzadı.
Motorun kayışı, lastiğin asfaltı bırakışı, bedenimin kontrolü kaybedişi…
Sonra bir ses: metalin yere vurduğu o tok, iç burkan ses.
Yerdeydim.
Kalkmaya çalıştım ama önce motoruma baktım. İçimde garip bir sessizlik oldu. Sanki beynim “buna bakma” diyordu ama gözlerim başka yere gitmiyordu. Motor… o benim özgürlüğüm, arkadaşım, kaçış yolumdu.
Ama orada, yerde yatan şey artık bir “motor” gibi görünmüyordu.
Kazada Motor Perte Çıkarsa Ne Olur? Gerçekle İlk Yüzleşme
İnsan o an “kazada motor perte çıkarsa ne olur?” sorusunu gerçekten yaşamadan anlayamıyor. Kelimeler teoride basit: sigorta, eksper, değer kaybı, hurda… Ama işin içine duygu girdiğinde hiçbir kelime yeterli olmuyor.
Ben orada, yolun kenarında otururken sadece şunu düşündüm: “Bitti mi yani?”
Motorumun ön kısmı dağılmıştı. Far kırılmış, gidon eğilmiş, gövde çizilmişti. Birkaç kişi yardım etmeye geldi. Sesleri uzaktan geliyordu. Birisi “geçmiş olsun” dedi, ama o kelime bile bana uzak geldi.
Sanki motorla birlikte içimde bir şey de kırılmıştı.
O an fark ettim ki mesele sadece bir araç değildi. Ben o motorla kendime bir alan yaratmıştım. Kaçtığım, sustuğum, düşündüğüm her an onun üzerindeydi.
Şimdi o alan yoktu.
Hastane Koridorlarında Sessiz Düşünceler
Beni ambulansla hastaneye götürdüler. Neyse ki ciddi bir fiziksel durumum yoktu; birkaç sıyrık, biraz şok… Ama asıl kırık bedenimde değil, zihnimdeydi.
Hastane koridorunda otururken telefonuma bakamadım bile. Bir süre sadece duvara baktım. İnsan böyle anlarda gerçekten yalnız kalıyor. Kalabalık var, ses var, hareket var ama içerde kimse yok.
Bir mesaj geldi sonra: “Motor ne durumda?”
Cevap veremedim.
Çünkü o sorunun cevabı basit değildi. “Pert” demek kolaydı ama anlamı ağırdı.
O gece eve döndüğümde montumu bile çıkarmadan yatağa oturdum. Motorum aklımdan gitmiyordu. Sanki biri benden bir parçayı almış gibiydi.
Sigorta Süreci ve Soğuk Gerçekler
Ertesi gün işler başladı. Sigorta, eksper, fotoğraflar, raporlar…
Her şey çok mekanik ilerliyordu. İnsanların “normal prosedür” dediği şey, benim için içimdeki duyguların üzerinden silindir gibi geçiyordu.
Eksper geldiğinde motoruma baktı, notlar aldı, birkaç fotoğraf çekti. Ben ise uzaktan izledim. Sanki birinin benim anılarıma bakıp onları değerlendirmesi gibi bir histi bu.
“Pert olabilir,” dediğinde hiçbir şey hissetmemem gerekiyormuş gibi davrandım ama içimde bir şey daha kırıldı.
Kazada motor perte çıkarsa ne olur? sorusunun cevabı artık önümdeydi: evraklar, rakamlar, kalan değer, hurda işlemleri…
Ama kimse şunu söylemiyordu: “Sen ne hissedeceksin?”
Geceleri Gelen Boşluk Hissi
Günler geçtikçe fiziksel olarak toparlandım ama geceleri zorlaştı. Motorun sesini duyuyormuşum gibi oluyordu. Bazen balkona çıkıp boş sokağa bakıyordum. Kayseri’nin gecesi sessizdir ama benim içim daha sessizdi.
Defterimi açtım. Uzun zamandır yazmadığım şeyleri yazmaya başladım:
“Bir şey kaybettim ama ne olduğunu tam adlandıramıyorum. Motor mu, özgürlük mü, yoksa kendimle baş başa kaldığım anlar mı?”
Cevap bulamıyordum.
Arkadaşlarım arıyordu, “yenisini alırsın” diyordu. Ama mesele hiçbir zaman sadece “almak” olmamıştı.
Motorun Sadece Bir Araç Olmadığını Anlamak
Bir gece eski fotoğraflara baktım. Motorun yanında çekilmiş bir sürü kare… Yaz gezileri, dağ yolları, şehir dışı kaçamakları…
O fotoğraflarda hep gülüyorum. Ama şimdi fark ediyorum ki o gülümsemelerin çoğu aslında bir kaçışın parçasıymış.
Motor benim için sadece ulaşım değilmiş. Kendimi toparlama yöntemiymiş. Konuşamadığım şeyleri yol boyunca susturma şekliymiş.
Şimdi o araç yoktu.
Ve ben, kendimle baş başaydım.
Yeniden Başlamak: Boşluktan Doğan Fikir
Bir süre sonra sigorta süreci tamamlandı. Motor “pert” olarak işlem gördü. Parası geldi. Ama garip bir şekilde o para bana hiçbir şey ifade etmedi.
Bir akşam Erciyes’e karşı otururken şunu düşündüm: “Ben aslında neyi kaybettim?”
Cevap yavaş yavaş netleşti.
Ben motoru değil, onun bana verdiği hissi kaybetmiştim.
Ama sonra başka bir şey daha fark ettim: o his tamamen yok olmamıştı. Sadece şekil değiştirmişti.
Yeniden yazmaya başladım. Daha çok yürüdüm. Bazen sadece oturup düşünmeye başladım. Kaçmak yerine durmayı öğrendim.
Ama en zor kısmı şuydu: artık kaçacak bir motorum yoktu.
Boşluğun İçinde Büyüyen Sessiz Güç
Zaman geçtikçe içimde farklı bir şey oluştu. İlk başta bunu “eksiklik” sanıyordum. Ama sonra bunun aslında bir “farkındalık” olduğunu anladım.
Kazada motor perte çıkarsa ne olur? sorusu artık benim için sadece bir kaza hikâyesi değildi. Bir kırılma anıydı. Hayatın bir anda yön değiştirebildiğini öğreten sert bir ders gibiydi.
Artık daha yavaş düşünüyorum. Daha dikkatli yaşıyorum. Ve en önemlisi, sahip olduğum şeylerin değerini daha farklı bir yerden görüyorum.
Sonuç Yerine Değil, Devam Eden Bir Yol
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Kasiyer olmak için yaş sınırı nedir ?
Motorum gitti. Evet, perte çıktı. Ama ben o kazadan sadece bir kayıpla çıkmadım.
Bir şeyler kırıldı, doğru. Ama o kırıkların arasından başka bir şey sızdı: farkındalık.
Şimdi Kayseri’de yürürken, bazen yollara bakıyorum. Motor sesi duymadığımda bile o gün aklıma geliyor. Ama artık o an beni yere çekmiyor.
Sadece hatırlatıyor.
Hayatın kontrol edilemeyen bir şey olduğunu, bazı kayıpların sadece kayıp değil dönüşüm olduğunu…
Ve belki de en önemlisi: hızın değil, farkındalığın insanı gerçekten ileri götürdüğünü.