İstimal Ne Demek Hukuk? Cesur Bir Eleştiri
İstimal Hukuku: Bir “Serbestlik” Tanımı Mı?
Hukuk, temel olarak düzeni sağlamakla yükümlüdür. Ancak, bazen hukukun sunduğu “serbestlik” ya da “özgürlük” denilen kavram, bireylerin en masum haklarını bile kısıtlayacak şekilde suistimale uğrayabiliyor. İşte karşımıza çıkan bu karmaşık ve sorunlu kavramlardan biri de istimal olgusu. Peki, gerçekten istimal ne demek hukuk açısından? Bu kavramı olumlu ya da olumsuz bir bakış açısıyla ele almak oldukça zor. Ve bence burada durmak gerekiyor: “Serbestlik” adı altında yapılan istimallerin, aslında gerçekten serbestlik olup olmadığını sorgulamamız lazım.
İstimal, halk arasında, bir şeyin ya da bir hakkın kötüye kullanılması olarak sıkça anlatılır. Hukuki anlamda ise bir kimsenin, hakkını hukuka aykırı bir şekilde kullanarak başkalarına zarar vermesi olarak tanımlanır. Buradaki temel mesele, bir kişinin “hakkını” kullanarak başkalarının haklarına, hatta topluma zarar vermesidir. Ve burada işin içine girdiğinizde, tam olarak neyin iyi, neyin kötü olduğunu anlamak da zorlaşıyor. Hukuk, her zaman herkesin haklarını dengelemekle yükümlü mü? Bazen hakların özgürlüğü, bazen de başka insanların “özgürlüğü” engelleniyor. O zaman biz burada gerçekten neyi savunuyoruz?
İstimalin Güçlü Yönleri: Hukuki “Serbestlik” İhtimali
İstimalin güçlü yönlerinden bir tanesi, belki de gerçek hayatta “serbestlik” duygusunu hissettirmesidir. Evet, belki de en basit haliyle: “Benden başka kimseyi ilgilendirmez!” duygusuyla hareket ediyorsunuz ve hukuk size bu konuda bir miktar serbestlik tanıyor. Bu, örneğin bir kişinin mülkiyet hakkını kullanırken, kimseye zarar vermemesi koşuluyla malına istediği şekilde sahip olabilmesiyle ilgili. Hukuk burada kişi özgürlüğüne saygı duyar, ancak bu “serbestlik” bazen gerçekten sağlıklı bir sınırda mı?
Örneğin, sosyal medyada aktif bir kullanıcı olarak, fikir özgürlüğünü savunuyorum. Ama işin içine girdiğinizde, bu özgürlük bazen o kadar yanlış kullanılıyor ki, toplumu ve bireyleri hedef alabiliyor. Hukuk, istimalin bazen bu yanlış kullanımlarının önüne geçmeye çalışıyor. Evet, istimalin güçlü yanlarından biri de aslında hukuk tarafından korunan hakların ihlali durumunda, başkalarına zarar verilmesini engellemeye yönelik oluşan yaptırımlar olabilir. Yani, hukuk burada bazen olayı netleştirip, kişisel serbestliği sınırlandırabiliyor. Bu, başka birinin zarar görmesini engelleme adına oldukça önemli.
İstimalin Zayıf Yönleri: Serbestliğin Sınırları Belirsiz
Bana sorarsanız, istimalin en büyük zayıf noktası, hukukun bazen fazla “belirsiz” kalması. Bu kadar geniş bir kavram, uygulamada çoğu zaman çok farklı şekillerde yorumlanabiliyor. Mesela, çok “hakkı” olan bir kişinin, başkalarına verdiği zararı en iyi şekilde nasıl tanımlarsınız? Hukuk burada, hakkın kötüye kullanılmasında bir “gerçek zarar” görüp görmediğine bakarak hareket ediyor. Ama ya zarar, maddi değilse? Yani, bir insanın ruhsal olarak zarara uğradığını düşünün. İşte o zaman hukuk, “hak” ile “zarar” arasındaki sınırı çizmekte zorlanabiliyor.
Bir örnek verelim: Sokakta yürürken cep telefonuyla hızla yürüyen birini görünce, istemsizce adeta ona çarpıyorsunuz. Telefonu düşer ve ekranı kırılır. Kişinin telefonu bozulur, belki o anda bir mağazaya gitmeye çalışıyordur. İşte, bu durum için “istimal” kavramını uygulayabilir miyiz? Belki de o kişi, bir anlık dikkatsizlik yüzünden kaybettiği telefonu yüzünden finansal zarara uğrayacaktır. Ama burada hukukun ne kadar “sert” olduğu önemli bir soru haline gelir: Gerçekten o kadar büyük bir kayıp mı var? İşte hukuk burada ne yapacak?
İstimalin zayıf yönü, bazen hukukun haksız yere genişlemesidir. Kimi durumlarda kişi, hakkını öyle bir şekilde kötüye kullanıyor ki, diğerlerinin haklarını ihlal edebiliyor. Ama “şimdi ne olacak?” sorusunun cevabı belirsiz. Hukuk, kişisel hakları korurken, toplumsal faydayı göz önünde bulundurabiliyor mu? Gerçekten “toplum” her zaman bir adım önde mi olmalı, yoksa bazen sadece bireylerin hakları mı korunmalı?
Sorulması Gereken Sorular: Hak mı, Zarar mı?
İstimal kavramı üzerinde düşündükçe, kafamda hep şu sorular dönüp duruyor: Hangi hak, diğer haklardan önce gelir? Gerçekten tüm haklar birbirine eşit mi? Hani bazen her şeyin bir sınırı olduğu söylenir ya, bu sınır nerede başlıyor? Bir kişinin hakkını kötüye kullanarak başkasına zarar vermesi, gerçekten sadece bir “hak ihlali” mi? Peki, ya zarar vermeyen bir istimal durumu varsa? Hukuk buna ne diyecek?
Sonuç olarak, istimal kavramı üzerine konuşurken, toplumsal normların ve hukukun serbestlik anlayışının ne kadar yerleşik olduğu ve ne kadar esnek olabileceğini düşünmek çok önemli. Bunu anlayabilmek, hem bireysel hem de toplumsal anlamda daha bilinçli bir toplum yaratmak adına kritik bir adım olabilir. Ama, ne yazık ki, serbestlik ve hukuki denetim arasındaki dengeyi bulmak hâlâ zor bir mesele.