Biyokimya Hangi Bölüm Dersi? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Açısından Bir İnceleme
İstanbul’da yaşamayı herkes sevmez. Sürekli bir koşturma, insanlar, arabalar, trenler… Ama ben bir sivil toplum kuruluşunda çalışan bir genç olarak, sokakta gördüklerimi çoğu zaman ciddiye alırım. Özellikle toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi meseleler beni hep düşündürür. Bugün “Biyokimya hangi bölüm dersi?” sorusunu toplumsal cinsiyet ve çeşitlilik perspektifinden incelemeyi düşünüyorum. Biyokimya, genellikle sağlık bilimleri ve biyoloji ile ilişkilendirilen bir alan gibi görünse de, bu dersin hangi bölümde alındığı, kimlerin bu derse erişebileceği, ve kimlerin bu alanlarda fırsat bulabileceği, toplumun daha geniş yapılarından nasıl etkilendiği üzerine tartışmak önemli.
Biyokimya ve Toplumsal Cinsiyet: Fırsat Eşitsizlikleri
Öncelikle biyokimya dersinin hangi bölümlerde yer aldığını düşündüğümde, gözümün önüne hemen tıp, eczacılık, diş hekimliği, biyoloji gibi alanlar geliyor. Bu bölümler genellikle daha fazla erkek öğrencinin olduğu alanlar. Bunun dışında kadınların bu alanlarda temsil oranları da düşük olabilir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sadece iş gücünde değil, eğitim hayatında da kendini gösteriyor. Sokakta, ofiste veya okulda sürekli karşılaştığım bazı sahneler var. Bir gün toplu taşımada, yanımda bir grup öğrenci konuşuyordu. “Biyokimya hangi bölüm dersi?” diye soran birisi, “Evet, tıp fakültesinde alıyorsunuz, çok zorlu bir ders!” diyordu. O sırada, bu alanda kadınların daha az olduğunu düşündüm. Neden bu tür bilimsel alanlarda kadınlar hala daha az yer buluyor? Toplumsal normlar ve bazı kültürel kalıplar kadınları bu alanlardan uzak tutuyor olabilir mi?
Biyokimya gibi derinlemesine bilgi gerektiren bir dersin, kadınlar için daha erişilebilir hale gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Kadınların, erkeklerle eşit şartlarda bu tür derslere erişebilmeleri için, eğitim sisteminin daha kapsayıcı olması gerekiyor. Eğitimde fırsat eşitsizliği, kadınları bilimden uzak tutuyor. Bu dersin daha çok erkeklerin eğitimi olduğu düşüncesi, aslında uzun vadede toplumsal cinsiyet eşitsizliğini besliyor.
Çeşitlilik ve Biyokimya: Farklı Kimlikler ve Temsil
Biyokimya dersinin hangi bölümde yer aldığı sorusu, çeşitliliği ve sosyal adaleti anlamamız açısından da önemli bir konu. Çeşitlilik sadece cinsiyetle sınırlı değildir; etnik köken, ekonomik durum, engellilik gibi başka faktörler de burada devreye girer. İstanbul gibi bir şehirde yaşarken, toplumsal çeşitliliği her gün gözlemlemek mümkün. Farklı etnik kökenlere sahip insanlarla birlikte çalıştığınızda, her birinin hayatında farklı zorluklar, farklı fırsatlar olduğunu görüyorsunuz. Sokakta gördüğüm bir başka sahne de, İstanbul’daki bazı üniversitelerde okuyan öğrenci gruplarının biyokimya dersine farklı bakış açılarıyla yaklaşmalarıydı. Örneğin, etnik kökeni farklı bir öğrenci, biyokimyayı öğrenmenin ona hayatında daha fazla fırsat sunduğundan bahsediyordu. Ama aynı sınıfta yer alan bir başka öğrenci, ailesinin ekonomik durumu nedeniyle bu derse erişmenin çok zor olduğunu söylüyordu.
Bu durum aslında çeşitliliği ve sosyal adaleti sorgulamama sebep oldu. Çeşitli kimliklere sahip bireyler, biyokimya gibi derinlemesine bir alanı öğrenirken, bazılarının karşılaştığı fırsatlar çok daha sınırlıyken, bazılarının yoluna daha fazla engel çıkıyor. Eğitimdeki bu çeşitlilik engelleri, biyokimya gibi bilimsel derslere erişimi etkiliyor. O zaman şu soruyu sormak gerekir: “Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmadığı sürece, biyokimya gibi dersler gerçekten herkes için ulaşılabilir olacak mı?”
Sosyal Adalet ve Biyokimya: Erişim, Eğitim ve Gelecek
Sosyal adalet, biyokimya gibi bir bilimsel derse erişimi doğrudan etkiler. Eğitimde sosyal adaletin sağlanması, sadece derse erişim değil, aynı zamanda bu dersten edinilen bilginin nasıl kullanıldığıyla da ilgilidir. Örneğin, sosyal açıdan dezavantajlı bir grup, biyokimya gibi bir dersi öğrenirken karşılaştığı engellerle, daha avantajlı bir gruptan çok daha fazla zorluk yaşar. Sokakta yürürken, üniversite kampüslerinde ya da iş yerlerinde, çok farklı sosyal sınıflardan gelen insanlar arasında belirgin bir eşitsizlik gözlemliyorum. Bazı insanlar, biyokimya gibi bir derse ekonomik sebepler ya da ailesinin kültürel geçmişi yüzünden ulaşamayabiliyorlar. Bu tür engeller, toplumsal eşitsizliği derinleştiriyor ve eşit bir toplum oluşturma çabalarımıza zarar veriyor.
Sosyal adaletin sağlanabilmesi için eğitimde herkesin eşit fırsatlara sahip olması gerektiğini düşünüyorum. Biyokimya gibi dersler de dahil olmak üzere, tüm eğitim süreçlerinde herkesin eşit bir şekilde yer alabilmesi için, eğitim sisteminin daha erişilebilir ve kapsayıcı olması şart. Çünkü eğitim, sosyal adaletin temel taşlarından birisidir. Bir kişi biyokimya gibi bir derste başarılı olabilmeli, ancak bu başarısı sadece ekonomik gücü ya da ailesinin sosyoekonomik durumuyla değil, yetenekleriyle ve azmiyle ölçülmeli.
Sonuç: Eşitlik, Çeşitlilik ve Sosyal Adaletin Yolu
Biyokimya hangi bölüm dersi sorusu, aslında çok daha derin bir soruya dönüşüyor. Bu dersin hangi bölümde alındığı, toplumdaki eşitsizlikleri, fırsat eşitsizliklerini ve sosyal adaleti sorgulamamıza sebep oluyor. Herkesin eşit fırsatlarla bu tür derse erişebilmesi için eğitimde köklü değişiklikler gerektiğini düşünüyorum. Biyokimya gibi derslerin, her türlü cinsiyet, etnik köken ve sosyal statüye sahip insan için ulaşılabilir olması, toplumsal çeşitliliği ve adaleti artıracaktır. Sokakta gördüğümüz her insanın, biyokimya gibi bilimsel alanlara dahil olma hakkına sahip olduğuna inanıyorum. Bu tür sorularla kendimizi sorgulayarak, daha adil bir toplum inşa edebiliriz.