Bilyenin Ardında Kaybolan Çocukluk
Kayseri’nin o soğuk sabahında, elimi cebime atıp yürüyüşe çıktım. Bazen, soğuk havalarda sabahları yolda yalnız olmayı severim. Her şeyin boş olduğu o anlar, insanın içine huzur bırakıyor gibi gelir. Belki de zamanın, hayatın, hataların ve tüm kaybolan umutların üzerini örten bir örtü gibi.
Bir yanda kahvemi yudumlarken, diğer yanda kaybolmuş bir çocukluk, bir parça geçmiş… O kadar basit, o kadar derin. Her sabah yürürken, günün başında biraz eskiye gitmek bana her zaman iyi gelir. Bugün de eski bir anıyı hatırladım: Bir yaz günüydü ve ben 10 yaşlarımdaydım. Bir grup arkadaşımla sokakta bilye oynuyorduk. En sevdiğim bilyem ise, mavi renkte ve oldukça büyüktü. O an bana çok kıymetli görünmüştü. Ama yıllar geçtikçe bilye, sadece bir oyuncaktan öteye geçemedi. Ancak hâlâ her şeyin içinde küçük bir anlam, küçük bir umut var, değil mi?
Bilyenin Gerçek Anlamı
Bilye demek, benim için çocukluk demekti. O kadar saf, o kadar temiz bir oyun ki… Başka hiçbir şeyle kıyaslanamaz. Oysa şimdiki zamanla bakınca, “bilye” kelimesi artık bana farklı bir şeyler hatırlatıyor. Bilye aslında hayattaki “küçük şeylerin” simgesi gibi. Çocukken hep o “bilyelerle” dünyamızı kurardık, her bir bilye, farklı bir hayalin parçasıydı. Ama ne zaman büyüdüm, bilye de bir eş anlamlıya dönüşmeye başladı.
Bilye ile oynarken ne kadar keyif aldığımı hatırlıyorum. Ama sonra bir gün, o mavi bilyem kayboldu. Belki de kasıtlıydı, belki de o kadar basitti. Ama kaybolan o bilyenin ardından yaşadığım hayal kırıklığını, bugüne kadar unutmadım. Sanki hayatta her şeyin kaybolması, bir şekilde hep kalacakmış gibi gelmişti. Ama bilyenin kaybolması, bana hayatın da kaybolan şeylerle dolu olduğunu öğretti. Belki de “bilye” kelimesinin eş anlamlısı “kaybolan umutlar” olmalıydı.
Bir İhtimal: Bilyenin Eş Anlamlısı
O bilye kayboldu, ama hayat devam etti. O günün üzerinden yıllar geçti, ama kaybolan bilyenin ardından kalan boşluk hala yerinde duruyor. Bir gün, eski bir kutuda yıllar önceki bazı oyuncakları bulduğumda, bir anlam aradım. Ama o kadar karmaşıklaşmıştım ki, bu arayış, hayatın basit bir yanını unutmamı sağladı. Bilyenin eş anlamlısı nedir? Bunu düşündüm: Kaybolan zaman, kaybolan hayaller, belki de kaybolan çocukluk. O bilye, bir zamanlar çok kıymetli olduğu halde, bir nesne olmaktan çıkıp, bir anlam taşımaya başlamıştı.
Bir yanda çocuklukla ilgili tüm o eski duygularım varken, diğer yanda büyüdükçe unutmaya başladığım, ertelediğim duygularım vardı. Belki de bilyenin eş anlamlısı “umut” olmalıydı. Küçükken her kaybedilen bilye, yeni bir fırsat demekti. Yeni bir şans, yeni bir başlangıç… Ama büyüdükçe, kaybolan her şey daha çok hüzne dönüşüyordu. Hangi duyguyu en çok hissettiğimi fark ettiğimde, bilyenin aslında hayatın kaybolan parçalarıyla ne kadar örtüştüğünü anladım.
Bugünün Hayal Kırıklığı
Günümüzde, kaybolan bilyenin yerini başka şeyler aldı. Hayatın hızla aktığı, her şeyin bir hızla geçip gittiği bir dönemde, bir bilyenin kaybolması gibi basit şeyler, aslında bize ne kadar değerli olabileceğini gösteriyor. Belki de artık yaşadığımız hayal kırıklıklarını kabul etmemiz gerek. Kayıplar var, ama bu kayıplarla birlikte bir şeyler de kazanıyoruz. Bilyenin eş anlamlısı, kaybolan her şeyin ardından bir umut olmalı. Belki de kaybolan her şeyin ardından hayat yeniden başlar. Bir bilye, çocukluğumu hatırlatıyor. Kaybolan her bilye, yeni bir başlangıcın habercisi.
Ve belki de bu yüzden, her kaybolan şeyin bir anlamı vardır. Bilyenin kaybolması, sadece o anı değil, aynı zamanda hayatı daha derinden anlamamı sağladı. Kaybolan her şey, bize yeni bir şey öğretir. Bilye, bu anlamda hem bir kayıp hem de bir keşifti. Şimdi ise, belki de bilyenin eş anlamlısı “umut” olmalıydı. Kaybolan bilyelerin ardından, belki de hep bir şeyler buluruz.